Böbreklerin temel görevi vücuda giren bazı zararlı ve atık maddeleri (üre, kreatinin gibi) süzmektir. Bu maddeler idrar yoluyla vücut dışına atılır. Vücudun diğer tüm organları gibi böbrekler de birçok farklı hastalıkla mücadele etmek durumunda kalabilir. Bunlardan bazılarına göz atalım. Tedavileri hakkında bilgi verelim.
Böbrek taşı ürolojik hastalıklar içinde belki de en yaygın olanıdır. Böbrek taşları, böbreğin içinde olabileceği gibi böbrekten kendiliğinden çıkmasına karşın hacmi nedeniyle idrar yolundan kendiliğinden düşememiş ve idrar yolunda takılıp kalmış şekilde de görülebilir. Zira büyüklüğü 6 mm’den küçük taşlar büyük oranda kendi kendine vücuttan çıkabilirken, daha büyük taşlarda bu ihtimal çok daha düşüktür. Günümüzde böbrek taşlarının tedavisinde birçok farklı yöntem mevcuttur. Bu uygulamalardan hangisinin tercih edileceğine taşın büyüklüğüne ve konumuna göre karar verilir. Günümüzde böbrek taşı ameliyatlarının büyük bir kısmında hastaya herhangi bir kesi yapılmaz.
Ürolojik kanserlerden biridir. Böbrek kanserlerinin çok büyük bir kısmı böbrekle sınırlıdır ve RCC tipindedir. Tedavi, tümörün cerrahi yolla çıkarılmasıdır. Burada iki alternatif mevcuttur; tüm böbrek tümörle birlikte çıkarılır (radikal nefrektomi) ya da sadece tümör çıkarılıp hastanın böbreği kendisinde bırakılır (parsiyel nefrektomi). Hastaya hangi ameliyatın uygulanacağına böbrekteki tümörün büyüklüğü ve konumuna göre karar verilir. Biz kliniğimizde böbreğin fonksiyonlarını mümkün olduğunca koruyabilmek için uygun hastalarda parsiyel nefrektomiyi önceliyoruz.
Kistler, böbrek yüzeyinde oluşan içi sıvı dolu yapılardır. Tümör değillerdir. Bu nedenle çoğu zaman tedaviye ihtiyaç duymazlar. Ancak kist böbrek fonksiyonlarını tehdit ediyorsa uygun tedavi değerlendirilir. Böbrek kisti ameliyatı laparoskopik yolla yapılır. Ameliyat, kist içindeki sıvının aspire edilmesini, boşaltılmasını içerir.
Böbrek hastalıkları toplumda oldukça sık görülür ve özellikle kronik böbrek hastalığı önemli bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 674 milyon kişinin kronik böbrek hastalığı ile yaşadığı tahmin edilmektedir. Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artarken diyabet, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarının yaygınlaşması da böbrek hastalıklarının sıklığını artırmaktadır.
Böbrek hastalıklarının önemli özelliklerinden biri, erken dönemde belirgin şikâyetlere yol açmayabilmesidir. Böbrek fonksiyonlarında azalma başlamasına rağmen kişi uzun süre herhangi bir belirti hissetmeyebilir. Bu nedenle bazı böbrek hastalıkları rutin kan veya idrar testleri sırasında tesadüfen tespit edilebilir. Özellikle risk grubundaki kişilerde kreatinin ve tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) gibi böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi ve idrarda protein veya albümin varlığının araştırılması, böbrek hastalıklarının erken dönemde belirlenmesine yardımcı olabilir.
Böbrek hastalıkları herkeste ortaya çıkabilmekle birlikte bazı kişilerde risk daha yüksektir. Diyabet ve yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığının en önemli nedenleri arasında yer alır. Uzun süre kontrol altında tutulmayan kan şekeri ve kan basıncı, böbreklerde bulunan hassas damar ve filtreleme yapılarına zarar verebilir.
Kalp ve damar hastalığı bulunanlar, ailesinde böbrek yetmezliği öyküsü olanlar ve ileri yaştaki kişiler de böbrek hastalıkları açısından daha dikkatli olmalıdır. Tekrarlayan veya komplikasyona yol açan böbrek taşları, bazı glomerüler hastalıklar, polikistik böbrek hastalığı gibi genetik hastalıklar ve böbreklere zarar verebilecek bazı ilaçların uzun süreli veya kontrolsüz kullanımı da riski artırabilir. Risk faktörlerinin bulunması kişinin mutlaka böbrek hastalığı geliştireceği anlamına gelmez. Ancak bu kişilerde düzenli kontroller, böbrek fonksiyonlarındaki değişikliklerin erken dönemde fark edilmesini sağlayabilir.
Böbrek hastalıklarının seyri, hastalığın türüne, nedenine ve böbrek fonksiyonlarının ne ölçüde etkilendiğine göre değişir. Her böbrek hastalığı yaşamı tehdit eden bir tabloya yol açmaz. Böbrek taşı veya bazı enfeksiyonlar uygun tedaviyle tamamen iyileşebilirken, kronik böbrek hastalığı zaman içerisinde ilerleyebilir. İleri evrede böbrekler vücuttaki atıkları ve fazla sıvıyı yeterince uzaklaştıramaz hale gelebilir.
Tedavi edilmeyen veya ilerleyen kronik böbrek hastalığı böbrek yetmezliğine ulaşabilir. Bu durumda diyaliz veya böbrek nakli gerekebilir. Ayrıca kronik böbrek hastalığı kalp ve damar hastalıklarıyla yakından ilişkilidir ve ciddi sağlık sorunları riskini artırabilir. Bununla birlikte erken tanı, altta yatan hastalığın tedavisi, kan basıncı ve kan şekerinin kontrolü ve düzenli takip ile böbrek fonksiyonlarının kaybı birçok hastada yavaşlatılabilir.
Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gereken 7 Bilgi Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden…
Mesane Kanseri Belirtileri Mesane kanseri belirtileri dendiğinde akla ilk olarak idrarda kan yani hematüri gelir.…
Böbrek Anjiyomiyolipomu Nedir? Böbrek anjiyomiyolipomu (AML), böbrekte gelişen ve çoğunlukla iyi huylu (kanser olmayan) bir…
Transperineal Prostat MR Füzyon Biyopsisi Nedir? Transperineal prostat MR füzyon biyopsisi, prostat kanseri şüphesi bulunan…
Böbrek Taşı Neden Tekrarlar? Tekrarlayan Böbrek Taşlarına Karşı Alınabilecek Önlemler Böbrek taşı, dünya genelinde milyonlarca…
Böbrek Kanseri ve Tedavisi Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Bilgi Böbrek kanseri, böbrek dokusunda başlayan…